Diqqet bir xeber TurkNewsdan Guney Azerbaycan mehbuslarindan...
Tarih: 09:13, 28/8/2009
|
Güney Azerbaycan Milli Herekatı Türkcüler AMHTAna Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım Diqqet bir xeber TurkNewsdan Guney Azerbaycan mehbuslarindan...Tarih: 09:13, 28/8/2009
Güney Azәrbaycan Milli Hәrәkәti’nin Dýþ Boyutu... bayraqimiz mail qrupu: { yok yorum } { yorum yaz } { Bağlantı }
Gaipin uyğur turklərinə yapilan soyqirima BMT-Dunya VeTarih: 09:11, 28/8/2009
Güney azərbaycan istiqlal partyasi doğu türkistanda uyğur turklərinə son günlərdə çin devləti tərfindən qədarcasi yapilan soyqirima BMT-Dunya Ve Avropa insan haqlari mudafiesi-və özəlikdə çin devlətinə muraciət göndərib . To: Chinese government UN Human Rights Commission, EU Human Rights Commission, The horrifying news of Chinese authorities’ brutality against People of Eastern Turkistan (Uyghur Turks) are chilling reminders that occupying Chinese forces will do anything to as reported by news agencies, “exterminate” the Uyghur Turks, in their own homeland. Traditionally Chinese government uses heavy hand in treating the occupied peoples of Eastern Turkistan, Inner Mongolia and Tibet. Systematic ethic and cultural genocide, depopulation of natives, and relocation of Chinese Hans to the occupied regions are Chinese policies for long. We regret that despite the fact that countries like China and Iran are in the top of the list of human right violators, random imprisonments and killings, and public executions, many countries still have regular relations with these demonic regimes. We strongly ask all democratic governments, NGOs, human right organizations, and companies to cut their relations with China and condemn the Chinese government’s inhuman actions against innocent and defenseless people of Eastern Turkistan. We ask all freedom and democracy loving citizens of any country to ask their governments to issue a strong statement voicing great concern of human right violations against Chinese Government.We at South Azerbaijani Independence Party, strongly condemn Chinese Government’s Anti Uyghur/Turkish policies and demand an international court to be held for atrocities of this criminal government. With Regards South Azerbaijani Independence Party Email: gaip@gaip.org -- Dərin hurmetle Araz,Ataxan ![]() Date: 07 July, 2009
Yeni duyuru: ABD GİZLİ ORDUSUNUN TÜRKİYE'Yİ YOKETME SAVAŞITarih: 01:53, 26/8/2009 ABD GİZLİ ORDUSUNUN TÜRKİYE'Yİ YOKETME SAVAŞI ---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Kimden: T O G E Ç <yonetim@toplumsalbilinc.org> Tarih: 24 Ağustos 2009 02:37 Konu: Yeni duyuru: ABD GİZLİ ORDUSUNUN TÜRKİYE’Yİ YOKETME SAVAŞI Kime: siliozerdim@gmail.com ABD GİZLİ ORDUSUNUN TÜRKİYE’Yİ YOKETME SAVAŞI Nihat GENÇ Tarih: 20 Ağustos 2009 Perşembe AKP-Cemaat-ABD ittifakının Türkiye’yi istila ve işgal savaşının tam ortasındayız. Saf olmayın. Savaş tüm cephelerde vahşice sürüyor. Bugüne kadar bu savaşı, fikirlerle tartıştık, yani küreselleşme, AB’ye girme, Ermeni ve Rum Tezleri’ne karşı koyma, Özelleştirmeye karşı durmak, Ergenekon tertiplerini kökünden eleştirmek gibi. Sonra fikirlerimizi derinleştirip sosyal psikolojik analizler yaptık, kitleleri, cemaati, medyayı, yazarları, felsefi ve psikolojik olarak değerlendiren onlarca uzun uzun makaleleri bu sütunda yayınladık. Ama şimdi, yaşadığımız bu vahşi savaşı, hak ettiği şekliyle yani ‘savaş terimleriyle’ tahlile çalışalım. Bahsi geçen yazılarımda bir şeyi çözemedim, bu çözülmeyen şey: ‘peşin kötü’. Yandaş medya ‘kötü damgası vurmuş’, niçin kötü neden kötü açıklamıyor. Mesela Cumhuriyet Mitingleri’ne katılan milyonları peşinen ‘kötüler’ diye damgalıyor. İşte bu ‘peşin kötü’ kavramı beni düşündürdü. Bir değişik analizle daha iyi anlatabilirim, Uzay Yolu’yla başlayan uzay filmleri vardır. Bu filmlerde uzayda korkunç sümüksü yüzlü tuhaf yaratıklar karşımıza çıkar. Bu ‘yaratıklar’ın hepsi peşinen kötüdür. Niçin kötüdür, çünkü ‘dünyayı istila edeceklerdir’. Uzay filmleri bizi bu kötüye şartlandırır. Uzay’da kimi görseler kötü damgasını vurup peşin peşin kötü deyip hemen öldürürler. Oysa bu filmlerde şöyle bir tema hiç yoktur, mesela Jüpiter’de ‘elmas yatakları’, Ay’da define, Mars’ta altın hazineleri saklı ve bu yaratıklar işte bu hazineleri ele geçirmemizi önlüyor. Ancak klasik tüm macera filmlerinde bir ‘define’ öyküsü vardır, Hindistan’ta Afrika’da geçen ya da masallarımızdan tanıdığımız bu hikayelerde kahramanımız bir define aramaktadır ancak karşısına defineye ulaşmalarını engelleyen kötü adamlar çıkar ve onlarla savaşır. Klasik masallar ve macera filmlerinde kötüleri tanırız, çünkü, onlar bir madeni, zenginliği, defineyi ele geçirmemizi önlüyorlar. Yani ‘kötü’nün bir anlamı sebebi mantığı vardır, mesela mağarada gizli madenleri kahramanımız değil kötüler ele geçirecekmiş… ABD’nin Orta Amerika’dan başlayıp Filipinler’de süren ve Vietnam’da devam ve Orta-Doğu’da bereketlenen darbe savaş iç ayaklanma istila planlarında işte hep bu kötüler vardır. Filipinler’de önlerini kesenler kötüdür, Afganistan’da Irak’ta direnenler kötüdür, Vietnam’da direnenler kötüdür. Niçin kötüdür, cevabı yok, kötüdür. Oysa kötü diye damgaladıkları bu insanlar kendi ülkelerini, madenlerini, zenginliklerini koruyorlar ve yabancı istilaya geçit vermek istemiyorlar. Ancak ABD Dış Politikası ve bu politikanın dilini güncelleştiren büyük dünya medyası ‘kötü’ imgesini profeseyonelce kullanır. Hatırlayın, Irak Savaşı’ndan önce ‘kötüler’ artık gün ışığına çıkartılmış Bush tarafından ‘şeytanlar’ (şer cephesi) olarak ilan edilmişti. Nedensiz ‘kötü’ olabilir mi? ABD kötü ilan ediyor diye ‘kötü mü’ oluyoruz.. Medyada, gazetelerde, dergilerde, ınternette, ekranlarda yirmi yıldır her saat her akşam işte bu KÖTÜLER’e karşı amansız bir savaş görürsünüz. Niçin kötü oldukları söylenmez. Bu kötünün ne olduğunu artık biliyoruz, bu kötü: düşmandır. Bir savaş kavramı olarak: düşman. Yani, yok edilmesi şart olan düşman. Mutlak biçimde ortadan kaldırılması gereken düşman. Yandaş medya ve haberlerin dilinde peşin peşin kötü ilan edilmemizin sebebi, Amerika’nın bizi ‘düşman’ ilan etmesidir. Eğer sizler Amerika’nın ‘kötü’ (düşman) damgası ve tarifine katılıyor ve yazılarınızda sorgulamadan peşin peşin aynı kötü’den aynı maksatla söz ediyorsanız, siz Amerika’yla işbirliği içinde yani aynı cephede yan yana savaşıyorsunuz, demektir. Yani artık felsefi ve psikolojik değil tam anlamıyla SAVAŞ KAVRAMLARIYLA yorumlamaya çalışalım. Karşınıza mizahi değil ürkütücü bir tablo çıkacak. Öncelikle hepimizin yakından şahit olduğu 2003 Irak’ı istila planına benzerlik hem şaşırtıcı olacak, hem de Irak’ı istila planının ‘tıpkısının’ aynen Türkiye’de harekete geçirildiğini göreceksiniz. ( Aşağıda büyük harflerle yazılmış kelimeler SAVAŞ KAVRAMLARIDIR.) 1. ABD, Türkiye’yi bir Saddam Rejimi, bir Nazi Rejimi gibi görüyor ve bu rejimi topyekün tasfiye edip KESİN BİR ZAFER istiyor. Buna sebep Türkiye’nin Irak İşgali’ne katılmayıp Türk Ordusu’nun ‘müslüman öldürmeye’ yanaşmamasıdır ve ABD Irak bataklığına saplanıp kalmasında en büyük suçu Türk Ordusu’na atmıştır. Ve ABD diğer tüm karıştırdığı ülkelere yaptığı gibi Türkiye’ye ‘din’ ve ‘etnik’ merkezli bir tartışma hediye etmiş ve bu tartışmanın tarafına silah cephane verip ‘hamiliğine’ soyunup bugün ‘açılım’ diyerek bitmek tükenmez bir karanlığa doğru Türkiye’yi sokmuştur. Dünyanın hiçbir yerinde ‘etnik’ ve ‘din’ merkezli tartışma bitmez, dünyanın her yerinde ‘etnik’ ve ‘din’ merkezli siyasetler, ya toprak, ya mübadele ya da ‘soykırım ve katliamlara’ sebep olmuştur. Etnik ve din merkezli ‘siyasi sorunlar’ asla ‘çözülmez’ sorunlardır, Kürt sorunu diye yaygara koparanlar şimdi ‘sorunu’ toprak vermeden mübadeleye yanaşmadan ve katliamlara uzanmadan çözeceklerini ya saflıkla ya kuklalığından sanıyor. Dünyada hiçbir ‘devlet’ toprağını tartışmaz, tartışmadı, bunu herkes öğrensin, ‘toprak’ı sadece galip düşman kuvvetleri tartışır, onlar da muzafferiyetleriyle masaya getirip şu şu bölgeleri madde madde istiyoruz deyip gelip karşınıza otururlar.. Türkiye hem Güneydoğu’da hem de Suriye sınırındaki mayınlı arazileri ‘toprak’ tartışması olarak gündemine almaya zorlanmış ve kutsal ve bağımsız meclisinde tartışmıştır. Bu durum, işgal günlerinin içinde yaşadığımızın en büyük belgesidir. 2. Türkiye’yi (düşmanı) CEPHEDEN SALDIRIYLA DEĞİL İÇERDEN SIKIŞTIRARAK diz çöktürtmek istiyor.. HATTA DÜŞMANIN KAFASI İÇİNE GİRECEK elemanları cemaat yapılanmasıyla ele geçirdiğine inanıyor. Çünkü, Saddam’ın ülkesi ‘kapalı’ bir toplumdu, gazetecilerin yabancı misyonun ülkeye sızması kolay değildi ve gelen duvara çarpıyordu. Türkiye ise ‘açık toplum’, yani medya gazeteler rahatlıkla kullanılabilir ve bir askeri çıkartma ve hava harekatı yapılmadan ÜLKENİN DİRENCİ FELÇ edilebilir. Üstelik Irak Savaşı Amerika’ya bir trilyon dolara mal olmuştur, hem maliyeti düşürmek hem de yeniden bir savaşa girip zaten sarsılmış prestijini zorlamadan el altından bir harekat en akıllı seçimdir. Ve dahası, Türkiye’yi onlarca yıl süründürecek bir iç savaş ortamı Türkiye’ye kalıcı bir istikrarsızlık vererek ABD’nin işini kolaylaştıracaktır. Ayrıca ABD, PKK ve Cemaat gibi yapıları kontrol edip ülkeyi istediği felaketlere sürükleyecek gücü varsa, bodoslama aptalca savaşıp dünya liderliğinin prestijini düşürmeyecek kadar akıllı bir dış politikaya sahiptir. Dünya Savaş Tarihi’nde galip muzaffer ordular düşmanı yok etmiş ya da imha etmiş ya da kaçırmış ya da silahlarını teslim almış ya da kendine bağlamış ya da teslim olmaya zorlamış ya da kukla hükümetler kurdurmuş ya da çıkarlarını dayattığı andlaşmalara zorlamıştır, ancak, dünya savaşlar tarihinde hiçbir muzaffer ordu, karşısındaki gücü, yani, emniyet ve istihbarat ve orduyu, içerden ikiye bölecek kadar sert bir darbe indirmeyi başaramamıştır. Ordu, emniyet ve istihbaratın hiyerarşik düzeninin alt üst olmasının tek örneği Türkiye’dir. Bu durum, işgalin ne kadar ilerlediğini ve şiddetle sürdürdüğünün diğer açık belgesidir. 3. Türkiye’yi (düşmanı) tarif etme (DÜŞMANI ŞEKİLLENDİRME) başarıyla tamamlanmıştır. Yandaş medya ve cemaat yazarları marifetiyle, düşman yani Türkiye: 1. Küreselleşmeye karşı, 2. AB’ye karşı, 3. Aşırı devletçi, 4. Dünyaya kapalı, 5. Diktatör heveslisi, 6. Çağın gerisinde, 7. Özgürlük ve demokrasi düşmanı, 8. İslam ve Müslüman düşmanı, 9. Ruscu (Avrasyacı) olma eğilimi fazla, 10. Ermeni, Kürt ve Rum Tezleri’ni kabule yanaşmıyor,11. Soğuk Savaş düzenindeki rolü redediyor, yani, Amerika’ya muhalif olabilir ithamlarıyla tam anlamıyla yaftalanmış ve Türkiye tüm dünyaya bu kötü imaj ve bu marka kavramlarla kabul ettirilmiştir. Velhasıl üstüne çullanıp istila edilecek kıvama getirilmiştir. Yazarlar gazeteciler haberler ısrarla ve tekrar tekrar Düşmanı Şekillendirirken aynen bu kavramları kullanıp bir ‘ORTAK DÜŞMAN’ ‘ORTAK HEDEF’ tarifinde anlaşmıştır. Uzun yıllardan bugüne bu tarifleri yandaş ve cemaatçi basın kullanarak düşmanı damgalamakta büyük başarı göstermiş, ve ötesi, İngilizce yayınları ve yabancı ülkelerdeki düşünce kurumlarıyla çok sık toplantıları ve yabancı yazarlarla ikili lobi çalışmalarıyla, yabancı basın organları dahi haberlerinde Türkiye için bu ifadeleri sık sık kullanmaya çoktan başlamıştır. Ve bu ‘düşman’ sıfatlarıyla mahküm edilip dünyaya ‘kötü, şeytan, diktatör’ diye takdim edilen Türkiye’nin saygın kurumlarının liderleri ya da sözcülerinin bu ‘karalamalara’ karşı hukuk ve demokrasi ölçüleri içinde kendilerini, kurumlarını savunurken söylediği tek bir cümle dahi ne ülke içinde ne dünya basınında bugüne kadar ‘dikkate’ alınmamıştır. Ülkeyi savunduklarını sandığımız ve büyük makamlarda oturan en saygın makamların tek cümlesinin dahi ülke ve dünya basınında ‘yayınlanmaması’ ‘görmezden gelinmesi’nin anlamı şudur: sizin dışınızda olanlar sizi hiç ciddiye almıyor, yani size ‘esir’ muamelesi uyguluyor. Kafanızı kuma gömmeyin TÜRKİYE TARİHİNDE GÖRMEDİĞİ BÜYÜKLÜKTE BİR KUŞATMA ALTINDADIR. 4. Öncelikle, bir dizi panik yaratıp tedirginliği tırmandıran seri cinayetler profesyonelce işlenmiştir, Muammer Aksoy’dan Uğur Mumcular’a kadar. Ve sonra Hrant ve rahip cinayetleriyle tam bir suçlama ‘paketi’ ithamları psikolojik saldırının alt yapısı olarak kotarılıp devreye sokulmuştur. Ve tüm bu cinayetler Saddamvari ya da Nazivari bir sert devlet kliğinin yani ‘gizli devlet’in yaptığı propagandasını kabullendirmeye başlamıştır, en azından, kendi gazeteci ve yandaşlarına bunu kabul ettirmiştir. Artık bundan sonra yol haritası çizilmiş, bu gizli devlet kliği demokrasi düşmanı olarak yok edilmeli maske hedefiyle, Türkiye’nin tüm yaşamsal kurum ve değerlerine işgal ve istila başlatılmış ve: Cumhuriyet Gazetesi’ni Cumhuriyet Gazetesi’nin bombaladığı, Uğur Mumcu’yu İlhan Selçuk’un öldürdüğü ve Dağlıca’daki PKK baskınını ise Türk Ordusu’nun kendi askerlerini öldürdüğü şeklinde bir medya ve siyasi dile tercümesini yapıp kabul ettirmeye çalışmışlardır. Bu kadar ağır ithamlar ve iftiralar karşısında dahi, kendi askerimi ben niçin öldüreyim gibi bir savunmayı dahi yapamayacak bir yaka paça, kıskıvrak durumu yaratılmıştır. 5. Türkiye’nin (düşmanın) elindeki EN YÜKSEK ARAZİLERİ ele geçirmek. Bir askeri harekatın ilk hedefi en yüksek en itibarlı mıntıkaları ele geçirmektir. (Çankaya’dan başlayarak, hem devletin hem en ballı özel şirketler ve İslami holding ve cemaatler ve İslami işadamlarıyla, belediyelerden tarikatlara, Harran, Kızılırmak, Karadeniz Yaylaları’na kadar akıl almaz makamlar ve ormanlar ve yabancı maden şirketlerine imtiyazlar ve imar affıyla araziler şimdiden ele geçirilmiş, Suriye sınırındaki mayınlı araziler son anda halk tepkisiyle şimdilik durdurulmuştur. Ve ele geçirilmesi imkansıza kurumlar ise baskı ve zorlamayla ‘susturulup’ ya da ‘itibarları’ yani bir nevi simgesel olarak APOLETLERİ SÖKÜLMEYE başlanmış demeyelim, daha fecisi apoletleriyle dalga geçilir hale getirilmiştir. 6. DÜŞMANIN HAYATİ NOKTALARI’na saldırın. Bugün Türkiye’nin hayati noktalarına saldırılar başarıyla tamamlanmış ve hukuk adına direnen son kaleler Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu kalmıştır, bu kurumlara da tertip ve tezgahlar ve kamera kayıtları ve dinlemelerle son saldırılar tozu dumana katarak nihayete doğru ilerlemekte.. Ve geldiğimiz son durum, Apo ifade verecek Türk Ordusu yargılanacak ve Güneydoğu’da ordunun ve hükümetin yazılı emriyle kahramanca savaşanları yaka paça hukuk tanımadan kodese atılması ‘işgalin’ diğer en büyük belgeleridir. 7. HIZLI HAREKET EDİP DÜŞMANI FELÇ EDİN. Hukuka ve kurumlara ÇOK HIZLI VE PEŞPEŞE ANİ SALDIRILAR düzenleyin. (Ani ve hızlı saldırının handikapları çoktur, mesela Vietnam’da ve Irak’ta bataklığa saplanmışlardır, çünkü, bilmediğiniz arazilere tuzak doludur, Türkiye örneğinde, yüksek hakim Ertosun ve Albay Dursun Çiçek’e saldırı, çarşafa dolanmış, ani saldırı şimdilik karambolde kalmıştır.. Benzer asılsız mesnetsiz belgesiz iftira niteliğindeki saldırılarla daha nice makam ve mevki sahipleri ya istifa ettirilecek ya da karalanıp halkın gözünde şeref ve itibar kaybıyla çürütüleceklerdir Saldırıların hızına dikkat çekelim, Dursun Çiçek belgesi sahte çıkınca, hemen kamera kayıtlarıyla gündem başka yöne hızla yine bombardıman yayınlarla sokulmuş ve şu anda bilmediğimiz ‘sürpriz’ suçlama ve ithamlarla nerelere ve kimlere uzanacağını kimsecikler bilmemektedir, bu, tam bir AFALLATMA ŞAŞKINLAŞTIRMA ve saldırı noktalarını en azından HUKUKİ hatalara zorlama sürecidir.. Zaten bu gizli savaşın harekat planı: şaşırtılmış düşmanı hukuki hatalara sürükleyip birer birer tutuklamak.. 8.. BASKI VE ZORLAMA. TSK’ye yapılan baskılar sonucu, şu anki durumu ‘KABULLENMESİ’, ‘FAZLA DİRENMEMESİ VE KADERE VE DÜNYA ŞARTLARINA BOYUN EĞMESİ ’ ve ‘DAHA FAZLA KARŞI KOYAMAYACAĞI’ zorla kabul ettirilmeye çalışılıyor. (Bu durumu eski kale savaşlarına benzetebilirsiniz, kaleyi muhasara eden güçler dışarıdan kaleye su ve mühimmat yollarını muhasara altında tutarak kaledekileri teslim olmaya zorlar..) Ve ‘kale içinde panik ve iç savaş çıkartarak’, yani kale içine sızdırılmış adamları ya da kale içinden kendilerine yakın kuvvet komutanlarını kullanarak ortam birbirine güvensiz bir hale getirilebilir, Özkök ve Karadayı paşa örnekleriyle, getirildi. 9. KAFA KOPARTMA HAREKATI. Irak Savaşı başlarken Bush’un elinde bir deste kağıtla medyaya çıkıp 52 adet olan bir deste kağıt içinde Irak Rejimi’nin tüm ileri gelenlerinin ‘Wanted’ resimleriyle savaşın ilk hedefi olarak yakalanmalarını sıraya koyduklarını ve saklananları buldukça ekranlarda kartları tek tek açtıklarını hepimiz izledik. Türkiye’de de ‘gizli bir deste kağıt’ düzenlendi ve bu deste içindeki yazarlar, gazeteciler, teker teker yakalanıp içeri tıkıldı. Irak istilasıyla Türkiye harekatı arasındaki en büyük benzerlik bu 52’lik destedir.. Irak Savaşı’nda uygulandığı gibi aynen Türkiye’de uygulanmış milli, yerli, direnen ne kadar yazar var tutuklanıp içeri atılmıştır. Bu 52 kağıt destesinin kimlere uzanacağını dahi gazete yazılarıyla onlarca işbirlikçi yazar tarafından seslendirmiş ve böylelikle halkımız bu destede yeni ve başka kimler var merakla beklemeye başlamıştır. Şu anda, bu destenin daha kimlere uzanacağı korkusuyla tam bir kıskıvrak yaka paça içeri tıkma sindirmesi uygulanmıştır. Ve bu 52 kağıt destesine bugün aynen Irak Savaşı’nda olduğu gibi ‘esir’ muamelesi yapılmaktadır, yani, hukuk dışılıklara dilekçe ve şikayetlerle avukatların karşı çıkmalarını, desteyi açanlar hiç dikkate alınmamakta, hatta ‘esirden’ öte ‘fare’ muamelesi yapmaktadırlar. 10. Irak İstilasıyla Türkiye harekatı arasındaki en büyük diğer benzerlik şudur: Irak’ı yok etme planı ‘kimyasal silahları’ ele geçirme bahanesiydi. Bu bahane Savaşın da gerekçesiydi. Türkiye’de de bir takım ‘mühimmatlar, krokiler, darbe hazırlık planları ve aslı olmayan sahte belgeler’ iddia edilmiş ve ortalığa sürülmüş ve şu ana kadar bu kroki, belge ve mühimmatların kimler tarafından nasıl niçin konulduğuna dair sahici hukuki tek bir kanıt ortaya konulmamıştır. Ve sonra.. Irak’ta bir buçuk milyon insan öldükten sonra ‘kimyasal silahların’ olmadığı gerçeğini ABD sinsice gülüşüyle itiraf etmiş, muhtemeldir ki Türkiye’de harekat tamamlandıktan, yüzlerce yazar içeri tıkılıp Türkiye’nin direnci kırıldıktan sonra, şimdi iddia olunan Ergenekon Belgeleri’nin tümünün sahte olduğunu (bir küçük yanlışlıkmış gibi) kendileri kıs kıs gülerek itiraf edecekler, ama iş işten Irak’ta olduğu gibi geçmiş olacak. Ve Türkiye’ye başlatılan işgal harekatının IRAK harekatıyla en büyük benzerliği, Bağdat’a atılan seyredilmiş uranyumla bombalar naklen yayın tüm dünyaya gösterilerek ARAPLAR’ın ya da direnenlerin onurları ve azimleri kırılması yıldırmak ve göz korkutmak, haksız tutuklamaları protesto edenleri pasifize edilmek istendi. Türkiye’de de bütün kameralar çağrılarak NAKLEN YAYIN ASKERİ MÜHİMMATLAR’ın çıkartılması halkın direncini kırmak içindi.. 11. MEYDAN OKUMA. Düşmanın Komuta Kontrol Sistemleri’ni dağıtmak. Genelkurmay’da ortaya çıkarılan casus dinleme vakaları, aslında, Genelkurmay’ın kontrol sistemini parçalamaktı, gerçekleşti. Bugün telefon dinleme vakalarından dolayı Genelkurmay kendi arasında sıradan gündelik konuşmalarını dahi yapamaz hale gelmiştir. Yani, kontrol sistemi en azından psikolojik olarak darmadağınık bir telaşa sürüklenmiş, kuvvet komutanları kendi aralarında arkadaşça ailece konuşmalarını dahi iptal ederek tam bir suskunluk içinde kilitlenmişlerdir. İkinci büyük meydan okuma, ABD Türkiye’ye istihbarat vereceğini bölüşeceğini söylemesine rağmen istihbaratı Türkiye’ye değil dünyanın gözleri önünde PKK’ya vermiştir. Üçüncü büyük meydan okuma, Türk subaylarının PKK’ya havadan ABD ordusunun silah attığını ve sonra İsrail Ordusu’nun Kuzey Irak’ta PKK’ya eğitim verdiğini ve yine Türk subaylarının Avrupa devletlerinin PKK’ya aleni silah ve para yollarını kolaylaştırdığını defalarca dile getirmesine rağmen ULUSLAR ARASI KAMUOYUNDA çıt çıtmamış hiç ciddiye alınmamışlardır ve meydan okumanın başlangıç noktası, Kuzey Irak’ta Türk askerlerini çuvala geçirmeyle harekat başlamıştır. 12. Türkiye’ye karşı yapılan harekatı, OPERASYONLARI (MÜŞTEREK) İŞBİRLİĞİYLE SÜRDÜRMEK. El altından sızdırılan casusvari sahte belgeler yandaş gazetelere gizlice verilmekte ve yandaş medya organize şekilde saldırmaktadır. Onlarca TV, onlarca gazete ve hatta Internet yayınları operasyonu ortaklaşa gerçekleştirmektedir. Bu ‘müşterek’ cepheye Avrupa Birliği’nin nerdeyse bütün devletlerini almışlardır. Ve Avrupa Birliği sözcüleriyle Türkiye’nin susturulması suçlanması ve aşağılanmasıyla harekat hergün gazete manşetlerinin marifetiyle tam bir KUŞATMAYA dönüştürülmüştür. 13. EZİCİ PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK, ezici medya üstünlüğüyle sağlanmakta. Organize bir faaliyet grubu muharebe alanını (gazeteler, siyaset, tv.) belirleyip yalan casus bilgi ve ithamlarla şok şok başlıklarıyla topyekün bir saldırıya girdiler. İki yıldır aralıksız süren bu şok saldırıların konusu belgelerin hiçbirinin gerçekliği ıspatlanamamıştır. Peki, bu kadar ıspatsız hukuksuz sahte belge ortalıktayken niçin halkımıza özür gibi bir açıklama yapılmıyor, çünkü, savaş halinde hiçbir düşman geri adım atmaz, aksine saldırıyı daha kararlı kılmak için yalan ve yanlışlarını ‘hakikat’ gibi savunarak ve en önemlisi ‘gizleyerek’’örterek’ ilerler. Psikolojik üstünlüğü, sahtelikleri ortaya çıktığında, topluca yaygara yaparak yani ortalıkta kıyametler kopartarak ‘maskeleyip’ halk tarafından duyulmalarını önlemeye çalışıyorlar. Hiçbir ordu savaş sürerken ‘yanlışını’ kabullenmez ve göstermez, aksine, harekat merkezi yanlışları ya gizler ya savunur. Türkiye’ye işgal harekatı başlatanlar birbirlerinin yalanlarına sıkıca sarılıp gizleyerek daha büyük bir MORAL’le saldırılarını COŞKUYLA VE DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK MARŞLARIYLA sürdürmekteler. Hukuk’u ve yasaları ve demokrasiyi hiçe sayarken KAZANDIKLARI BU MORAL MOTİFASYON bir ‘savaş alanı’ ahlakının en büyük delilidir. Zurnanın son deliği osuruktan kenardan göya vicdan adına yazan Yıldırım Türker gibi yazarlar, suçlandığı haksız ithamlar ağrına gidip intihar eden gazilere götüyle gülerek dalgasını geçmekte, Perihan Mağden gibi yazarlar insanlar hukuksuzca içeri alındıkça şeytani sevinç çığlıkları atmakta.. Bu kadar ‘duygusuz’luk ancak savaşın beyinleri paramparça edip ayakta kalan askerlerin de ‘aklını yitirmesiyle’ olur ve bu yazarların haksızlığa uğrayanlarla şeytani dalga geçmeleri Ebu Garip Hapishanesi’nde işkence yapan ABD’li kadın askerlerin fotoğraflarına benzemekte. 14.Türkiye’ye karşı harekatı düzenleyen KONTROL MERKEZİ. ABD, Cemaat ve AKP’nin kontrolünde bir üst KOMUTA MERKEZİ tüm bu asılsız iddia ve mahkemeleri ve operasyonları yukardan düzenlemekte ve yönetmekte. Kamuoyunun psikolojisini amaçları doğrultusunda yönetebilmek için operasyonlar bir üst merkezden taktik ve manevralarla düzenlenmekte. Savaşı manevra ve taktiklerle sürdüren KONTROL MERKEZİ zaman zaman büyük hatalar yapmakta, Türkan Saylan örneğinde olduğu gibi, ancak manevralarla yani yeni operasyon dalgaları ve bambaşka itham belgeleriyle konunun bir parçasını kapatıp konunun tümündeki iddialarını sürdürmeyi profesyonel bir kurnazlık ve dikkatle başarmaktadır. 15. Kontrol merkezinin harekat planı: Önce İLK SALDIRILACAK YERLERİ’ tespit ettiler. (Bir savaşta önce nereleri bombalanacak, fabrikalar, garnizonlar, ulaşım yolları..) Kontrol merkezi, ilk saldırılacak yer olarak toplumda infial uyandırması ve toplumun yönlendirilmesini kutuplaşmasını sağlamak için önce yazar cinayetlerini sonra Hrant, Rahip cinayetleri benzeri olayları hedefledi ve sonra, GENELKURMAY KARARGAHINI seçti, telefon dinleme kayıtlarını ortaya çıkartarak, Genelkurmay’ın ‘iletişim’ gücünü kırdı. İkinci ve en önemlisi halkı bilgilendiren yaşayan milli yazarları seçtiler. Üçüncü olarak, halka güç veren TV’leri bastılar. Dördüncü olarak yoğun psikolojik bombardımanla bu TV’leri maddi olarak destekleyebilecek işadamı, sendika gibi kaynaklarını ‘sindirdiler’ ve son olarak Cumhuriyet Mitingleri’yle Türkiye’ye güç veren kitlelerin gözünü korkuttular. Ve manşetlerinde ve ekran tartışmalarında Cumhuriyet’in değerleri, Atatürk ve gazilerimizle ve bu ülkeyi bir arada tutan kardeşlik değerleriyle sabahlara kadar kahkahalar atarak aşağılayıp ZAFER SARHOŞLUĞUYLA eğlendiler. 16. GÜCÜ YERİNDE KULLANMAK. AKP-CEMAAT-ABD adamlarının en kabiliyetlerini ‘ordu ve emniyete ve hakimliğe’ sızdırdılar. Savaş Sanatı’nın en büyük becerisi güçlerini nerde nasıl kullanacağındır. En güzel örnek Türkiye, artık savaş stratejilerinde kayda girmelidir, hakimler, emniyet ve ordu içine sızılarak KAFANIN İÇİNE girilmiştir. Amerika ne Filipinler’de ne Vietnam’da ne Irak’ta düşmanın beyni içine sızabilmeyi başaramamıştır, bunun tek örneği Türkiye’dir. ABD tarihinde ilk defa düşmanın beyni içine cemaat ve İsrail ve işbirlikçileri marifetiyle elini kolunu sallaya sallaya girebilmiştir. Ve ABD’nin son elli yılda tüm savaşları içindeki en büyük BAŞARISI, ZAFERİ budur. Bir ülke istihbarat, gizlilik ve güvenlik konularında aşırı paranoya sahibi olmalı ve aşırı kuşkusuyla sık eleyip sık dokumalıydı, ancak, sağ iktidarlarla iç içe girmiş cemaatler ve İslamcı örgütler ve 12 Eylül’ün lideri Kenan Evren’in polis okullarını bir tarikata devretmesi ve Özallar’ın marifetiyle ve İsrail güvenlik andlaşmalarıyla Türkiye’nin en mahrem beyni istihbarat odaklarına güve, bit, casus, ajan, işbirlikçi yuvaları haline getirilmiştir. Ve dünyada eşine benzerine rastlanmayan istihbarat içi savaşlar manşet manşet Türkiye’de ortalığa dökülmüş, halkın kendi vergileriyle ayakta tuttuğu kurumlara olan güveni infilak ettirilmiştir. 17. Bir harekatta savaşan tarafların en büyük gücünü SİLAHLARIN GİZLİLİĞİ oluşturur. Düşmanın silahları askerleri nerdedir ve ne kadar güçlüdür. Türkiye’ye saldırı düzenleyenler Türkiye’nin güçlerini nerde olduğunu biliyorlar, bu yüzden, hem yazarlarına saldırıldı hem de ‘krokilerle mühimmatlar’ aranıp icad edilerek Türkiye’ye SİZİN SİLAHLARINIZIN YERLERİNİ VE GÜCÜNÜ BİLİYORUZ, mesajı bir meydan okumayla verildi. Ancak, Türkiye, kendine saldıranların gücünü üstünkörü biliyor, yani, kendine saldıranlar hangi kurumlarda hangi resmi görevlerde ne kadar sayıda ve kimler olduğunu bilmiyor. Sadece hayali bir ‘cemaat’in militanlarından söz ediliyor, o kadar. Ve bu cemaatin gizlediği silahlar var mı, ikmal yapabilir mi, bir gerçek saldırıda ABD Ordusu’ndan mesela PKK’nın aldığı gibi silahları hızla alabilir mi, ya da aldı mı, gibi bir yığın karanlık soru ortada.. 18. SÜRPRİZ SALDIRILAR DÜZENLEMEK. Bir savaş başlamadan savaşın sürpriz planlarını kimse bilemez. Türkiye’ye karşı hazırlanan harekatın sürpriz şaşırtıcı harekatı eski Genelkurmay Başkanları’nın ifadeleridir. Bu ifadelere baktığınızda belki de ordu içinde bir takım dinlemelerin içerden en yüksek komuta tarafından düzenlendiği gibi akılalmaz bir düşünce ortaya çıkıyor ki.. Halkın gözünde güvenilirliği çok sağlam olan komuta kademesinin Büyükanıt’ın Dolmabahçe gizli görüşmesi ve muhtırası da eklenince, Türkiye halkı hala karanlık bu noktalarda inanılmaz bir ‘hayal kırıklığı’ yaşamış ve harekat ilk büyük sürpriziyle Türkiye’yi karmakarışık hale getirmeyi başarmıştır. Karargah içinden dinlemelere kimler yardımcı oldu sorusu hala ortada olduğu için, bu durumu, dünya savaş tarihinin en büyük sürpriz savaşı, TRUVA’nın Tahta Atı’na benzetebilirsiniz. 19. Yani halkın en güvendiği askerlik kurumunun içinde bir takım kuvvet komutanlarının tuhaf açıklamaları Türkiye’yi istila harekatının en büyük başarısıdır. Ki, düşman kuvvetlerini birbirine düşürmeyi dünyada hiçbir komutan becerememiştir, yani, ordu ve emniyet’in ayrıştırılması, tarihte hiçbir düşmanın bulamayacağı yağ bal pekmez kaymak’tır. Önce, bir dizi Kemalist yazarları öldürüp laik-şeriat gerginliği tırmandırıldı, sonra, ordu-emniyet saflaştırıldı, sonra, ordu içinde farklı sesler yükseltildi ve sonra, Türkiye’nin Komuta Kalbi, Milli Güvenlik Kurulu’nun en itibarlı komutanları yaka paça içeri tıkıldı.. Taliban askerlerinin her açıklamasını dahi manşet yapan dünya basını bu yüksek rütbeli subayların yaka paça içeri tıkılmalarıyla ilgili açıklamalarına adettendir bir haberdir diye dahi yer vermemektedir. 20. Ve bugün savaş sürerken bir ara netice olarak, MİT, Emniyet, Hakimlik ve Askeri kurumlar içerden bölünmüş birbirine girmiş çatışmalarla TAM ANLAMIYLA MUTLAK BİR DAĞILMAYA DOĞRU sürüklenmiştir, artık Kıbrıs’ta toprak, Güneydoğu’da toprak gibi dilleri altında sakladıkları baklaları çıkartmalarının sebebi, zaferlerinden emin olmalarıdır. 21. Türkiye’ye karşı yok etme harekatını başlatanlar MUTLAK ZAFERLERİNİ ne zaman ilan edecekler. Hiçbir zaman, mutlak zaferlerini, Güneydoğu, Irak, Kıbrıs sorunlarının hangi ölçekte tavizlerle çözüldüğünde anlayacağız. İkincisi, Türk Ordusu’nun Afganistan ve Irak’ta Amerika adına muharebeye katılıp Müslüman öldürmeye ikna edilmesiyle anlayacağız. Ancak, AKP’nin Ermeni, Rum, Güneydoğu gibi tezlerine karşı koyacak tek bir yerel TV’nin ya da yazarın ortalıkta kalmayışı ya da bütünüyle siyasi alandan defedilmeleri, harekatın sonuna yaklaştığımızı gösteriyor. 22. Ancak yaşadığımız çağda ZAFER’i ordular, istihbarat güçleri, medya değil, HALK belirler. Şu anda Türkiye’de yıkılmayan tek kale: HALK’tır. Büyük tahminimiz, yazarların ve televizyonların halkla irtibatının kesilmesinin sebebi de budur. Önümüzdeki 5-10 yıllık süre içinde, yayın bombardımanlarıyla halkın tutum ve kanaatlerini yavaş yavaş değiştirmeye çalışacaklar. Halk’ın en temel inançlarını yıkabilmek ve halkı ele geçirebilmek bu savaşın asıl ve ikinci büyük cephesi olacaktır. 23. Amerika silahlarıyla ya da ajanlarıyla girdiği her toprak parçasının silahlı güçlerini yok etmeyi başarmıştır, ancak Amerika bugüne kadar girdiği herhangi bir ülkede HALK’I MAĞLUP EDEMEMİŞTİR. 24. Ülkemizin birliği ve dirliği ve tarihten bugüne kadar getirdiğimiz tüm bağımsızlık değerlerimizi bugün taşıyan tek gücümüz HALK’tır. TÜRKİYE’nin tersanelerini emniyetini hukukunu mahkemelerini fabrikalarını meclisini her yerini ele geçirebilirler, ama, TÜRKİYE HALKI’nı bilebildiğimiz tarihlerden bugüne yenmeyi, pes ettirmeyi, teslim almayı KİMSE başaramamıştır. Bizler, BU HALKIN EVLATLARIYIZ. HALKIMIZA İNANCIMIZ TAMDIR. NİHAİ KARARI VERECEK OLAN HALKIMIZDIR.. Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Savaşı ardından Türk Ordusu’nun kahraman subaylarıyla kuruldu. Ordu’nun siyaseti belirlemesi Türkiye’de bugüne kadar süren yoğun tartışmaları da peşinden getirdi. Ancak, bugünkü amansız işgal ve kuşatmayı kıracak tek gücümüz, halkımızdır. HALKIMIZ BU İŞGALDEN MUZAFERRİYETLE ÇIKACAKTIR. Muzaffer Türk Halkı, tarihimizde ilk defa, ağadan babadan işadamından ordudan yabancıdan destek yardım almadan bu işgali KENDİ BİLEKLERİYLE kıracak ve tarihimizde ilk defa HALKIMIZ demokrasisini kendi başına inşa edecektir. Halkımızın siyasi kişiliği ve kimliğini bu topraklarda ele geçirmesi için şu an içinde bulunduğumuz kuşatma Türkiye için tarihi bir şanstır. Halkımız nihayet sahneye çıkacak. Nihayet halkımız kendi başına kendi gücüyle kendini bu topraklarda varedecek.. Bugüne kadar, ağaların paşaların işadamlarının medyanın mafyanın tezgahında seçimlerle uyduruk demokrasiyle perişan edilip elinden SİYASİ GÜCÜ ALINAN halkımız, tarihimizde ilk defa SİYASET SAHNESİ’ne çıkacak.. Bu halkın tarihlerden bugüne en büyük en kutsal değeri: bağımsızlıktır. Ve bu halk tarihin hiçbir döneminde ‘toprak’ını başkalarıyla asla tartışmamıştır. Ve bu halkın tarihlerden bugüne tek siyasi sorunu ‘haklarının gasp edilmesiyle’ eşitçe bölüşümünü siyasi olarak gerçekleştirememiş olmasıdır.. En doğru siyaset budur, bir ülkeyi HALK İNŞA EDER.. BU TOPRAKLARIN ÇOCUKLARI. BU ÜLKENİN EVLATLARI.. Artık bir toprak ve bir memleket sahibi olmak istiyorsanız bu hepimiz için büyük ve son şanstır.. Kimse halkın gücüne ‘burun kıvırmasın’.. Bin yıldır hiçbir düşman ya da ajan güce teslim olmayan bu halk, tarihin en kritik en trajik anlarında sahneye çıkmayı bilmiştir. Tamamı için bakınız.... Nihat GENÇ ileti@nihat-genc.com Kaynak: http://www.nihat-genc.com *********** TÜRKİYE'DE GİZLİ SAVAŞ http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=345.0 ----------- DOĞU TÜRKİYE'nin Kürtçülük ve dincilik üzerinde plasebo etkisi. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=3646.0 AKP VE YAHUDİ İDEALLERİTarih: 01:45, 26/8/2009Sevgilioxucu! Soydaslar ve Qandaslarim Sizi bizim AMHT blogunu oxudugunuz ve tanis oldugunuz ucun cox saq olun . Sevgili/Deyerli oxucu-Soydaslar ve Qandaslarim... Bu blogg Turk miletinin boyukluyunu ucadan hayqiran alimler, senetkarlar,qehremanlar sira daglar kimi tarixin bagrina duzulmusler ...Her biri ulu dag olan ata-bablarimizi tanidigca turk tarixinin,turk medeniyyetinin daimiliyi, turkluyu cografiya tanimaz birliyi qarsisinda qururlandim,sevindim,öyundum...AKP VE YAHUDİ İDEALLERİ
Yahudiler ve planlarını sanırım bilmeyen yoktur. İsrail Devletinin kuruluşunun Yahudilerce "Mesihin ayak sesleri" olarak değerlendirilmesi bu inancın ne denli gizli olduğunu gösteriyor. Bu batıl İnanışlara Yahudiler sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yahudi liderleri defalarca kutsal topraklardan bahsetmiş, asıl hedeflerinin bu toprakları ele geçirmek olduğunu belirtmişlerdir.
AKP muhafazakar dinci bir zihniyete sahip olduğunu göstere göstere bu Yahudi oyunlarına alet mi oluyor diye insan düşünmeden edemiyor.Hemde tüm dünyanın gözü önünde İsrail Cumhurbaşkanına BİR DAKİKA denilerek yapılan ve tüm ortadoğunun Arapların alkışladığı o harakete rağmen bugün yaşanılanlar ve KÜRT AÇILIMI söylemleri iyice kafa bulandırmış durumda.
Kürtler farkında olmadan BÜYÜK İSRAİL in kuruluşuna alet mi oluyorlar acaba ? Bunu daha önceki makalelerimde de yazmıştım ABD SALAK MI diye ve bir soru sormuştum ABD neden kürtlere bir devlet hediye etsin diye.
Bir ermeni asıllı gazetecinin İstanbul daki cenazesinde HEPİMİZ ERMENİYİZ yazılı Kürtçe pankartlara o zaman bir anlam verememiştim. Neden Kürtçe diye. Alpaslan Türkeş de yazılarında yazmış KÜRTLERİN HAKKINI O ERMENİ APO MU KORUYACAK ? diye Çok ilginç değil mi ? Yoksa PKK ermeni bir örgüt mü ? ASALA bitirildi ardından PKK pürtledi. Yoksa ülkemizde bazı Ermeniler kürt mü zannediliyor veya bazı Ermeniler kendilerini kürt diye mi yutturuyorlar ?
Irak üçe bölünmüş vaziyette.Kuzey ırakta bir kürt devletine neden ihtiyaç duydu ABD ? Yoksa Kürtler büyük bir oyunda sadece bir zavallı maşa mı olacaklar ? Filistinlilere 50 yıldır hediye edilmeyen o devlet bugün neden 6 yılda ırakta Kürtlere hediye edilsin ? Yoksa bu işte bir iş mi var ? Kürtler işin sonunda hava gazı mı alacaklar ? Kürdistan hayali ile dağlarda koştururken bir başmışsınız ki kuzeyde BÜYÜK ERMENİSTAN ve güneyde BÜYÜK İSRAİL kurulmuş ve Kürtler de bugün Filistinlilerin durumuna düşmüşler olur mu olur. Kürtler akıllarını kullanmazlarsa, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olacaklar bence. 25 Ağustos 2009 Salı UĞUR ÖZALTIN Uğur Özaltın İnternette makale sitesi en çok ziyaret edilen ve yazıları en çok okunan araştırmacı yazar,siyaset bilimciastrolog,edebiyatçı. www.ugurozaltinyazilari.tr.cx Engelliler olarak da, ülke olarak da önce kendimiz inanmalıyız BAŞARIYA.Kendimizin inanmadığı bir hedefe kimse bizi kucağında veya sırtında taşımaz.Fırıncılar sırtlarında odun taşırlar ateşe atmak için, şehvetli kişilerde kucaklarında hanım taşır yatağa atmak için.
Bence en güzeli sırtlara da, kucaklara da pek meraklı olmamak gerekli.Ayaklarımız üzerinde kendimiz durmalı yürümeliyiz. 23 Ağustos 2009 Pazar UĞUR ÖZALTIN GUNEY AZERBAYCAN MILLI HEREKETININ DIS BOYUTUTarih: 01:24, 26/8/2009http://www.bayraqimiz.blogfa.com/post-76.aspx
AMDT-Dış Komitә
Bu yazı AMDT'nin yayın orqanı Dirәniş Sәsi nәşriyәsindә yayınlanıbdırMay 2006 Milli Ayaqlanmanın Etgisi
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bir Türk'de Sen Kurtar KAMPANYASI Sessiz Devrim Propaganda Araçları Türkçü Afişler | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'de internet kullanımında büyük bir patlama yaşanmış ve milyonları aşan bir kullanıcı oranına ulaşmıştır. Türkler'in bu tür imkanlardan yararlanarak Atatürkçü düşüncenin öz fikriyatı Türkçülüğü kitlelere yaymak için çeşitli araçları kullanmalıdır. Bu araçlardan biri Atatürkçü düşünceyi yansıtan etkili afişlerdir. Geçmişte Türk eğitim sistemini yozlaştıran çapulcu inönü eğitim sistemini gayri millileştirmiş ve bunun sonucunda günümüzde Türklük şuur ve bilincinden yoksun hareket eden, Türkçülük ülküsünü tanımayan kayıp Türk soylu bir kitle var. Bu Türk soylu soydaşlarımıza ulaşmanın en etkili yöntemlerinden biri milli refleksleri tetikleyecek Türkçü afişlerdir. Türk İntikam Birliği teşkilatı
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
TÜRKÇÜ AFİŞLERİ TAM ÇÖZÜNÜLÜRLÜKTE VE BÜYÜK BOYUT GÖRMEK İÇİN >AFİŞ ÜZERİNE DOKUNUN< | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_2.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_3.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_4.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_5.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_6.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_7.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_8.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_9.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_10.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_11.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_12.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_13.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_14.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_15.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_16.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_17.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_18.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_19.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_20.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_21.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_22.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_23.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_24.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_25.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_26.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_27.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_28.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_29.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_30.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_31.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_32.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_33.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_34.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_35.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_36.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_37.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_kuvai_kuvvayi_kuvvai_milliye_38.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_intikam_birligi_39.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_40.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turkculer_41.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_42.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_43.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_intikam_birligi_44.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_devrim_45.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_46.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_47.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_silahli_kuvvetleri_48.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_49.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kara_kuvvetleri_komutanligi_50.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_intikam_birligi_turkcu_sehir_savascisi_51.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_52.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_savasci_53.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_54.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_55.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_56.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_57.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_58.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_59.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_60.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turkcu_turk_intikam_birligi_61.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_62.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_63.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_64.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_bozkurt_bozkurtlar_65.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_basbug_ataturk_66.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_67.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_68.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ataturkcu_dusunce_turkcu_fikriyattir_69.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_70.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ya_turkcu_devrim_ya_olum_71.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_72.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_73.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_74.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_75.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_turkcu_ataturk_76.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_settar_kagan_xan_han_guney_azerbaycan_77.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_settar_kagan_xan_han_guney_azerbaycan_78.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_settar_kagan_xan_han_guney_azerbaycan_79.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_ebulfeyz_elcibey_azerbaycan_80.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/bahtiyar_vahabzade_azerbaycan_81.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_soylu_cengiz_kagan_cengiz_han_cingiz_khan_82.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_83.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_84.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_85.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_86.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_87.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_88.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kktc_rauf_denktas_tmt_kibris_kuzey_kibris_turk_cumhuriyeti_89.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/uzbek_ozbek_turk_orgeneral_general_abdulresit_dostum_90.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/uzbek_ozbek_turk_orgeneral_general_abdulresit_dostum_91.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/uzbek_ozbek_turk_orgeneral_general_abdulresit_dostum_92.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/tanrisal_turk_savascisi_mahmut_esat_bozkurt_93.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turkcu_maresal_fevzi_cakmak_94.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turkcu_maresal_fevzi_cakmak_95.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/turk_direnis_direnisci_direniscileri_96.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/nejdet_sancar_97.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/kahraman_turk_nene_hatun_98.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_nihal_atsiz_ata_99.jpg
http://www.turkintikambirligi.net16.net/sessiz_devrim_propaganda_araclari_turkcu_ataturkcu_afisler/ulu_nihal_atsiz_ata_100.jpg






Salam, İranda Azerbaycanlı Siyasi Mehbuslarını Mudafie Assosiyasinin July - 2009 aylıq hesabati. Turkce - Inglizce – Farsca Savalansesi
İran'da Azerbaycanlı Siyasi Tutukluları Savunma Birliği'nin (ADAPP) İran'daki Azerbaycanlılara yönelik sistematik insan hakları ihlalleri 2009 yılının Temmuz ayında da devam ettı, kültürel aktivistler geçen aylarda olduğu gibi keyfi gözaltılara, işkence ve kötü muameleye maruz kalmışlardır. Gözaltındaki aktivistlerin avukat tutma ve aileleriyle görüşme hakları tanınmamaktadı Gazeteci ve insan hakları savunucusu, sekiz yıl hapis cezasını çekmek üzere hapishaneye gönerilmiştir: Azerbaycanlı gazeteci ve insan hakları savunucusu Said Metinpur, 11 Temmuz günü Tahran Devrim Mahkemesi 15. Şubesi tarafından çağrılarak, sekiz yıl hapis cezasını çekmek üzere Evin Hapishanesine gönerilmiştir. Said Metinpur, 25 Mayıs 2007 tarihinde Zenjan şehrinde gözaltına alınarak, 278 gün boyunca mahkemeye çıkarılmadan ve suçlamaları belirtilmeden hücrede tutulmuş, daha sonra 500 bin dolardan çok teminat karşılığında serbest bırakılmıştı. 9 Haziran 2008'de Tahran Devrim Mahkemesinin 15. Şubesinde kapalı celsede Hakim Salavati'nin başkanlığında yargılanan gazeteci, "yabancılarla iletişim kurmak" (casusluk) suçlamasıyla yedi ve "sistem aleyhine propaganda yapmak" suçlamasıyla bir yıl olmak üzere, toplam 8 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Azerbaycanlı insan hakları savunucusuna verilen bu ceza, Kasım ayında Tahran Temyiz Mahkemesi tarafından da onaylanmıştı. Said Metinpur, serbest bırakıldıktan sonra gözaltı döneminde gördüğü baskılardan kaynaklanan bel ağrısı ve sindirim sistemi sorunları gibi sağlık sorunları çekmeye başlamıştı. Güvenilir kaynakların ifadelerine göre İran İstihbarat Bakanlığı görevlileri Metinpur’u yapmadığı suçlara itiraf etmesi için işkence etmişlerdir. Bu süre boyunca onun avukatı ve ailesiyle iletişim kurması engellenmiştir. Aktivistin kardeşi Ali Rıza Metinpur da, kendisine yönelik baskıların bir devamı olarak 28 Ağustos 2008 tarihinde gözaltına alınmıştı. Tahran Üniversitesi felsefe bölümü mezunu ve haftalık yayınlanan "Yarpaq" (Azerbaycan Türkçesi’nde: Yaprak) ile "Moc-e Bidari" (Farsça: Uyanış Dalgası) dergilerinin yazı işleri topluluğu üyesi, webblog -internet günlüğü- yazarı ve insan hakları savunucusu olan Metinpur, Türkiye'ye yaptığı bir yolculuktan sonra bu suçlamalarla karşılaşmıştır. Uluslararası Af Örgütü, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Front Line ve Gazetecileri Savunma Birliği kuruluşları daha önce yayınladıkları raporlarda Said Metinpur'u düşünce suçlusu olarak gördüklerini belirterek hiç bir ön şart olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep etmişlerdir. Azerbaycanlı öğrenci aktivistler hapisaneye gönderildi: Tebriz Devrim Mahkemesi tarafından bir yıl kesin ve iki yıl şartlı hapis cezasına çarptırılan Azerbaycanlı öğrenci aktivistler Feraz Zehtab, Aydın Haceyi ve İhsan Necefi, 8 ve 9 Temmuz günlerinde tutuklanarak hapis cezalarını çekmek üzere Tebriz Hapishanesine gönderilmiştir. 9 Şubat 2009'da "Azoh" (Azerbaycan öğrenci hareketi) adlı webblogun yazarlığıyla ilgili Tebriz Devrim Mahkemesi 1. Şubesinde Hakim Hemler tarafından yargılanan Tebriz Üniversitesi öğrencileri Seccad Radmehr, Feraz Zehtab, Aydın Haceyi, Amir Merdani, İhsan Necefi ve Malek Eşter İsfahan Üniversitesi öğrencisi Mecid Makudi "sistem aleyhine propaganda" ve "milli güvenlik aleyhine faaliyet eden kuruluşa üyelik" suçlamalarıyla, daha sonra Temyiz Mahkemesi tarafından da onaylanan bir yıl kesin ve iki yıl şartlı hapis cezasına çarptırılmışlardı. Adı geçen aktivistler 2008 yılının yaz aylarında Tebriz’ın istihbarat görevlileri tarafından gözaltına alınmış ve yaklaşık üç ay boyunca işkence altında gözaltında tutulup teminat karşılığında serbest bırakılmışlardı. Üzün süren geçici gözaltıları ve yeni gözaltılar: Meşkinşehr (Hıyav) şehrinde, Azerbaycanlı kültürel aktivist ve üniversite öğrencisi Cafer Agamohammedi, 21 Temmuz'da öğrenci evinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştır. Aktiviste şu ana kadar ailesi ve yakınlarıyla iletişim kurma izni verilmemiştir. görevliler, aktivisti gözaltına aldıkları sırada evini arayarak kitaplarına, not defterlerine ve diğer kişisel eşyalarına el koymuşlardır. Yerel kaynakların ifadelerine göre adı geçen aktivistin gözaltına alınmasının, Haziran ayının sonlarında Meşkinşehr'de Azerbaycanlıları Yazar ve Türkçe öğretmeni Hasan Abdullahi (Ümidoğlu) 13 Temmuz günü Tebriz'deki evinde emniyet memurları tarafından gözaltına alınarak, İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezine ve daha sonra Tebriz Hapishanesine nakledilmiştir. Adı geçen aktivistin yakınlarının ifadelerine göre şu ana kadar, gözaltına alınma nedeniyle ilgili bilgi alınamamıştır. Güvenlik güçleri, aktivisti gözaltına aldıkları sırada evini arayarak bazı kitaplarına ve yazılarına el koymuşlardır. 9 Haziran'da Tahran'ın İslamşehr bölgesinde gözaltına alınan Azerbaycanlı kültürel aktivist Mahmud Ocaklı, 19 Temmuz'da ailesiyle görüşebilmiştir. Yakınlarının açıklamalarına göre Ocaklı'nın dosyasından sorumlu olan hakim, kendisini 50 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakma kararı vermiş, ancak ailesi ve yakınları henüz bu miktarı temin edip mahkemeye ödeyememişlerdir. Serbest Bırakılanlar: 9 Haziran'da Mahmud Ocaklı'yla birlikte gözaltına alınarak Evin Hapishanesine nakledilen Azerbaycanlı kültürel aktivist Behnam Şeyhi, 55 gün gözaltında tutulduktan sonra 3 Ağustos günü 50 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakılmıştır. Şeyhi gözaltı döneminin neredeyse tamamını Evin Hapishanesi' Adı geçen aktivistler, İslamşehr mahallelerinde, Cumhurbaşkanı adayı Musevi'nin propaganda çalışmalarının yer aldığı duvarlara Farsça "Azerbaycanlı Meşkinşehr (Hıyav) şehrinde 31 Mayıs günü İstihbarat Bakanlığı görevlileri tarafından gözaltına alınarak Erdebil Hapishanesine nakledilen Azerbaycanlı kültürel aktivistler İlgar Müezzinzade, Mansur Seyfi ve Ferdin Nobaht, teminat karşılığında serbest bırakılmışlardır. İlgar Müezzinzade 23, Ferdin Nobaht ve Mansur Seyfi ise 38 gün gözaltında tutulduktan sonra 8 Temmuz günü kişi başı 30 bin dolar teminat karşılığında serbest kalmış ve suçlamaları "sistem aleyhine propaganda yapmak" olarak belirtilmiştir. Yerel kaynakların ifadelerine göre bu aktivistler, Haziran ayının sonlarında Meşkinşehr'de Azerbaycanlıları 16 Haziran günü, tutuklanan Azerbaycanlı gazeteci ve insan hakları savunucusu Said Metinpur'un serbest bırakılması için düzenlenen dua toplantısıyla ilgili olarak gözaltına alınarak Zenjan şehrindeki İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezine nakledilen Azerbaycanlı kültürel aktivistler Rıza Abbasi, Ahmed Medadi ve Mühendis Rauf Taheri, 12 gün boyunca gözaltında tutulduktan sonra 20 bin dolar kefalet karşılığında serbest bırakılmışlardır. Bundan önce Zenjan şehrindeki İstihbarat Bakanlığı memurları, Said Metinpur'un anne ve babasını çağırarak, hiç bir Azerbaycanlı aktivisti evlerine almamaları, aksi takdirde Evin Hapishanesindeki oğullarına kötü davranılacağı yönünde tehdit etmişlerdir. Aynı gün Zenjan şehrindeki kültürel aktivistlerden Tevekkül Ganilu, şehrin İstihbarat Bakanlığı ofisinde birkaç saat boyunca sorgulanarak serbest bırakılmıştır. Memurlar Ganilu'ya, Said Metinpur için dua toplantısı düzenlenmesinin kanunlara aykırı olduğunu söylemişlerdir. Güvenlik memurları ayrıca, Zenjan'daki bir çok Azerbaycanlı kültürel aktivisti telefonla arayarak kendilerine söz konusu toplantıya katılmamalarını Alevi Tutuklu Yunis Agayan'ın İdam Haberi Tekzip Edildi: Urmiye Hapishanesindeki Azerbaycanlı Alevi (Ehl-i Hakk) tutuklu Yunis Agayan'ın ailesi ve yakınları, internette yayılan idam haberini tekzip etmişlerdir. Yakınlarının ifadelerine göre Yunis Agayan, memurlar tarafından tartışma çıktığı gerekçesiyle hücreye hapsedilmiş ve burda beş gün boyunca psikolojik işkenceler altında tutulduktan sonra, hapishanenin genel bölümüne nakledilmiştir. Yunis Agayan, Mehdi Kasımzade, Sehend Ali Mehemmedi, Bahşali Mehemmedi ve İbadullah Kasımzade, Ehl-i Hakk (Alevi) inancının Ateşbeyli tarikatına mensup olup, Batı Azerbaycan eyaletinin Koşaçay (Miyandoab) eyaletinde 4 yıl önce güvenlik güçleriyle Alevi köylüler arasında çıkan çatışmada tutuklanmışlardı. Mahkemede idam cezasına çarptırılan Azerbaycanlı Alevilerin üçünün cezası, temyiz mahkemesinin kararıyla Yezd Hapishanesi’nde 13 yıl hapis cezasına dönüştürülmüş, ancak Mehdi Kasımzade ve Yunis Agayan'ın idam cezaları kaldırılmamıştı. 27 yaşındaki Alevi mahpus Mehdi Kasımzade 28 Şubat 2009 sabahı idam edilmiştir, halen Urmiye Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Yunis Agayan'ın idam hükmünün ne zaman infaz edileceği ise bilinmemektedir. Uluslararası Af Örgütü, 27 Nisan Pazartesi günü yayınladığı acil eylem çağrısında Yunis Agayan'ın durumuyla ilgili endişelerini bildirerek idam hükmünün kaldırılması çağrısında bulunmıştur. Yıllık Babek Kalesi Toplantısına Katılımın Engellenmesi: İran güvenlik güçleri, Babek Kalesi toplantısı öncesinde, 2-3 Temmuz günleri Babek Kalesi ve Keleyber kasabası civarında toplanmayı yasakladığını duyurmuştur. Bu yasağın nedeni, bölgede Devrim Muhafızları'nın (Sepah Pasdaran) askeri manevra yapmayı planlaması olarak gösterilmiştir. İran Devrim Muhafızları ayrıca Eher şehri ve Keleyber kasabasında bildiriler yayarak halka, bu günlerde Babek Kalesi'ne gitmekten uzak durmaları çağrısında bulunmuşlardır. Azerbaycanlılar her yıl, Azerbaycan milli kahramanı Babek Hürremdin'in doğum yıl dönümü olan 2-3 Temmuz günlerinde, İran'ın kuzeybatısındaki Keleyber kasabasında bulunan Bezz -Babek- Kalesinde bir araya gelerek kültürel anma toplantıları gerçekleştirmektedirler. Ancak İran devleti, 2005 yılından beri bu kültürel toplantıların yapılmasını engellemekte ve bir hafta öncesinden bu tarihi kaleye giden yolları kapatarak bölgede askeri manevralar yapmaktadır. Bir Kadın Tebriz'de Recm Edilme Tehlikesiyle Karşı Karşıya Sakine Mohammadi (Aştiyani) adlı Azerbaycanlı kadın, Tebriz şehrinde recm (taşlanarak öldürülme) cezasına çarptırılmıştır. O, dört yıldan beri "zina" suçlamasıyla Tebriz Hapishanesi' Avukat Muhammed Mustafavi'nin Azerbaycan Cumhuriyetinden yayın yapan "Azadlıq" radyosuyla yaptığı röportajda verdiği bilgilere göre "Aştiyani, daha önce aynı suçlamayla 100 kırbaç cezasına çarptırılmıştır. Ancak bu cezanın uygulanmasından sonra eşinin bilinmeyen bir şekilde öldürülmesi üzerine tekrar yargılanmıştır. O mahkemede, başka erkeklerle ilişki kurarak zina yaptığını 'itiraf etmeye' zorlanmıştır, ancak kendisi mahkeme önünde bu itirafını defalarca tekzip etmiş ve bunu söylemeye mecbur edildiğini açıklamıştır. Davaya beş hakimden oluşan bir heyet bakmış ve hakimlerden ikisi beraat, üçü ise recm cezası verilmesine karar vermiştir." Avukat, hakimlerden ikisinin beraat kararı vermesini, daha önce 100 kırbaç cezası uygulanmasını ve diğer faktörleri göz önünde tutarak karara itiraz etmiş ve temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Bu yılın Haziran ayında İran'da recm ve el kesme gibi cezalara son verilmesi gündeme gelmiş, ancak bu maddeler anayasadan kaldırılmamıştı. |
Salam, İranda Azerbaycanlı Siyasi Mehbuslarını Mudafie Assosiyasinin July - 2009 aylıq hesabati. Turkce - Inglizce – Farsca Savalansesi
İran'da Azerbaycanlı Siyasi Tutukluları Savunma Birliği'nin (ADAPP) Aylık Raporu- Temmuz 2009 İran'daki Azerbaycanlılara yönelik sistematik insan hakları ihlalleri 2009 yılının Temmuz ayında da devam ettı, kültürel aktivistler geçen aylarda olduğu gibi keyfi gözaltılara, işkence ve kötü muameleye maruz kalmışlardır. Gözaltındaki aktivistlerin avukat tutma ve aileleriyle görüşme hakları tanınmamaktadı Gazeteci ve insan hakları savunucusu, sekiz yıl hapis cezasını çekmek üzere hapishaneye gönerilmiştir: Azerbaycanlı gazeteci ve insan hakları savunucusu Said Metinpur, 11 Temmuz günü Tahran Devrim Mahkemesi 15. Şubesi tarafından çağrılarak, sekiz yıl hapis cezasını çekmek üzere Evin Hapishanesine gönerilmiştir. Said Metinpur, 25 Mayıs 2007 tarihinde Zenjan şehrinde gözaltına alınarak, 278 gün boyunca mahkemeye çıkarılmadan ve suçlamaları belirtilmeden hücrede tutulmuş, daha sonra 500 bin dolardan çok teminat karşılığında serbest bırakılmıştı. 9 Haziran 2008'de Tahran Devrim Mahkemesinin 15. Şubesinde kapalı celsede Hakim Salavati'nin başkanlığında yargılanan gazeteci, "yabancılarla iletişim kurmak" (casusluk) suçlamasıyla yedi ve "sistem aleyhine propaganda yapmak" suçlamasıyla bir yıl olmak üzere, toplam 8 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Azerbaycanlı insan hakları savunucusuna verilen bu ceza, Kasım ayında Tahran Temyiz Mahkemesi tarafından da onaylanmıştı. Said Metinpur, serbest bırakıldıktan sonra gözaltı döneminde gördüğü baskılardan kaynaklanan bel ağrısı ve sindirim sistemi sorunları gibi sağlık sorunları çekmeye başlamıştı. Güvenilir kaynakların ifadelerine göre İran İstihbarat Bakanlığı görevlileri Metinpur’u yapmadığı suçlara itiraf etmesi için işkence etmişlerdir. Bu süre boyunca onun avukatı ve ailesiyle iletişim kurması engellenmiştir. Aktivistin kardeşi Ali Rıza Metinpur da, kendisine yönelik baskıların bir devamı olarak 28 Ağustos 2008 tarihinde gözaltına alınmıştı. Tahran Üniversitesi felsefe bölümü mezunu ve haftalık yayınlanan "Yarpaq" (Azerbaycan Türkçesi’nde: Yaprak) ile "Moc-e Bidari" (Farsça: Uyanış Dalgası) dergilerinin yazı işleri topluluğu üyesi, webblog -internet günlüğü- yazarı ve insan hakları savunucusu olan Metinpur, Türkiye'ye yaptığı bir yolculuktan sonra bu suçlamalarla karşılaşmıştır. Uluslararası Af Örgütü, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Front Line ve Gazetecileri Savunma Birliği kuruluşları daha önce yayınladıkları raporlarda Said Metinpur'u düşünce suçlusu olarak gördüklerini belirterek hiç bir ön şart olmadan bir an önce serbest bırakılmasını talep etmişlerdir. Azerbaycanlı öğrenci aktivistler hapisaneye gönderildi: Tebriz Devrim Mahkemesi tarafından bir yıl kesin ve iki yıl şartlı hapis cezasına çarptırılan Azerbaycanlı öğrenci aktivistler Feraz Zehtab, Aydın Haceyi ve İhsan Necefi, 8 ve 9 Temmuz günlerinde tutuklanarak hapis cezalarını çekmek üzere Tebriz Hapishanesine gönderilmiştir. 9 Şubat 2009'da "Azoh" (Azerbaycan öğrenci hareketi) adlı webblogun yazarlığıyla ilgili Tebriz Devrim Mahkemesi 1. Şubesinde Hakim Hemler tarafından yargılanan Tebriz Üniversitesi öğrencileri Seccad Radmehr, Feraz Zehtab, Aydın Haceyi, Amir Merdani, İhsan Necefi ve Malek Eşter İsfahan Üniversitesi öğrencisi Mecid Makudi "sistem aleyhine propaganda" ve "milli güvenlik aleyhine faaliyet eden kuruluşa üyelik" suçlamalarıyla, daha sonra Temyiz Mahkemesi tarafından da onaylanan bir yıl kesin ve iki yıl şartlı hapis cezasına çarptırılmışlardı. Adı geçen aktivistler 2008 yılının yaz aylarında Tebriz’ın istihbarat görevlileri tarafından gözaltına alınmış ve yaklaşık üç ay boyunca işkence altında gözaltında tutulup teminat karşılığında serbest bırakılmışlardı. Üzün süren geçici gözaltıları ve yeni gözaltılar: Meşkinşehr (Hıyav) şehrinde, Azerbaycanlı kültürel aktivist ve üniversite öğrencisi Cafer Agamohammedi, 21 Temmuz'da öğrenci evinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştır. Aktiviste şu ana kadar ailesi ve yakınlarıyla iletişim kurma izni verilmemiştir. görevliler, aktivisti gözaltına aldıkları sırada evini arayarak kitaplarına, not defterlerine ve diğer kişisel eşyalarına el koymuşlardır. Yerel kaynakların ifadelerine göre adı geçen aktivistin gözaltına alınmasının, Haziran ayının sonlarında Meşkinşehr'de Azerbaycanlıları Yazar ve Türkçe öğretmeni Hasan Abdullahi (Ümidoğlu) 13 Temmuz günü Tebriz'deki evinde emniyet memurları tarafından gözaltına alınarak, İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezine ve daha sonra Tebriz Hapishanesine nakledilmiştir. Adı geçen aktivistin yakınlarının ifadelerine göre şu ana kadar, gözaltına alınma nedeniyle ilgili bilgi alınamamıştır. Güvenlik güçleri, aktivisti gözaltına aldıkları sırada evini arayarak bazı kitaplarına ve yazılarına el koymuşlardır. 9 Haziran'da Tahran'ın İslamşehr bölgesinde gözaltına alınan Azerbaycanlı kültürel aktivist Mahmud Ocaklı, 19 Temmuz'da ailesiyle görüşebilmiştir. Yakınlarının açıklamalarına göre Ocaklı'nın dosyasından sorumlu olan hakim, kendisini 50 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakma kararı vermiş, ancak ailesi ve yakınları henüz bu miktarı temin edip mahkemeye ödeyememişlerdir. Serbest Bırakılanlar: 9 Haziran'da Mahmud Ocaklı'yla birlikte gözaltına alınarak Evin Hapishanesine nakledilen Azerbaycanlı kültürel aktivist Behnam Şeyhi, 55 gün gözaltında tutulduktan sonra 3 Ağustos günü 50 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakılmıştır. Şeyhi gözaltı döneminin neredeyse tamamını Evin Hapishanesi' Adı geçen aktivistler, İslamşehr mahallelerinde, Cumhurbaşkanı adayı Musevi'nin propaganda çalışmalarının yer aldığı duvarlara Farsça "Azerbaycanlı Meşkinşehr (Hıyav) şehrinde 31 Mayıs günü İstihbarat Bakanlığı görevlileri tarafından gözaltına alınarak Erdebil Hapishanesine nakledilen Azerbaycanlı kültürel aktivistler İlgar Müezzinzade, Mansur Seyfi ve Ferdin Nobaht, teminat karşılığında serbest bırakılmışlardır. İlgar Müezzinzade 23, Ferdin Nobaht ve Mansur Seyfi ise 38 gün gözaltında tutulduktan sonra 8 Temmuz günü kişi başı 30 bin dolar teminat karşılığında serbest kalmış ve suçlamaları "sistem aleyhine propaganda yapmak" olarak belirtilmiştir. Yerel kaynakların ifadelerine göre bu aktivistler, Haziran ayının sonlarında Meşkinşehr'de Azerbaycanlıları 16 Haziran günü, tutuklanan Azerbaycanlı gazeteci ve insan hakları savunucusu Said Metinpur'un serbest bırakılması için düzenlenen dua toplantısıyla ilgili olarak gözaltına alınarak Zenjan şehrindeki İstihbarat Bakanlığı gözaltı merkezine nakledilen Azerbaycanlı kültürel aktivistler Rıza Abbasi, Ahmed Medadi ve Mühendis Rauf Taheri, 12 gün boyunca gözaltında tutulduktan sonra 20 bin dolar kefalet karşılığında serbest bırakılmışlardır. Bundan önce Zenjan şehrindeki İstihbarat Bakanlığı memurları, Said Metinpur'un anne ve babasını çağırarak, hiç bir Azerbaycanlı aktivisti evlerine almamaları, aksi takdirde Evin Hapishanesindeki oğullarına kötü davranılacağı yönünde tehdit etmişlerdir. Aynı gün Zenjan şehrindeki kültürel aktivistlerden Tevekkül Ganilu, şehrin İstihbarat Bakanlığı ofisinde birkaç saat boyunca sorgulanarak serbest bırakılmıştır. Memurlar Ganilu'ya, Said Metinpur için dua toplantısı düzenlenmesinin kanunlara aykırı olduğunu söylemişlerdir. Güvenlik memurları ayrıca, Zenjan'daki bir çok Azerbaycanlı kültürel aktivisti telefonla arayarak kendilerine söz konusu toplantıya katılmamalarını Alevi Tutuklu Yunis Agayan'ın İdam Haberi Tekzip Edildi: Urmiye Hapishanesindeki Azerbaycanlı Alevi (Ehl-i Hakk) tutuklu Yunis Agayan'ın ailesi ve yakınları, internette yayılan idam haberini tekzip etmişlerdir. Yakınlarının ifadelerine göre Yunis Agayan, memurlar tarafından tartışma çıktığı gerekçesiyle hücreye hapsedilmiş ve burda beş gün boyunca psikolojik işkenceler altında tutulduktan sonra, hapishanenin genel bölümüne nakledilmiştir. Yunis Agayan, Mehdi Kasımzade, Sehend Ali Mehemmedi, Bahşali Mehemmedi ve İbadullah Kasımzade, Ehl-i Hakk (Alevi) inancının Ateşbeyli tarikatına mensup olup, Batı Azerbaycan eyaletinin Koşaçay (Miyandoab) eyaletinde 4 yıl önce güvenlik güçleriyle Alevi köylüler arasında çıkan çatışmada tutuklanmışlardı. Mahkemede idam cezasına çarptırılan Azerbaycanlı Alevilerin üçünün cezası, temyiz mahkemesinin kararıyla Yezd Hapishanesi’nde 13 yıl hapis cezasına dönüştürülmüş, ancak Mehdi Kasımzade ve Yunis Agayan'ın idam cezaları kaldırılmamıştı. 27 yaşındaki Alevi mahpus Mehdi Kasımzade 28 Şubat 2009 sabahı idam edilmiştir, halen Urmiye Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Yunis Agayan'ın idam hükmünün ne zaman infaz edileceği ise bilinmemektedir. Uluslararası Af Örgütü, 27 Nisan Pazartesi günü yayınladığı acil eylem çağrısında Yunis Agayan'ın durumuyla ilgili endişelerini bildirerek idam hükmünün kaldırılması çağrısında bulunmıştur. Yıllık Babek Kalesi Toplantısına Katılımın Engellenmesi: İran güvenlik güçleri, Babek Kalesi toplantısı öncesinde, 2-3 Temmuz günleri Babek Kalesi ve Keleyber kasabası civarında toplanmayı yasakladığını duyurmuştur. Bu yasağın nedeni, bölgede Devrim Muhafızları'nın (Sepah Pasdaran) askeri manevra yapmayı planlaması olarak gösterilmiştir. İran Devrim Muhafızları ayrıca Eher şehri ve Keleyber kasabasında bildiriler yayarak halka, bu günlerde Babek Kalesi'ne gitmekten uzak durmaları çağrısında bulunmuşlardır. Azerbaycanlılar her yıl, Azerbaycan milli kahramanı Babek Hürremdin'in doğum yıl dönümü olan 2-3 Temmuz günlerinde, İran'ın kuzeybatısındaki Keleyber kasabasında bulunan Bezz -Babek- Kalesinde bir araya gelerek kültürel anma toplantıları gerçekleştirmektedirler. Ancak İran devleti, 2005 yılından beri bu kültürel toplantıların yapılmasını engellemekte ve bir hafta öncesinden bu tarihi kaleye giden yolları kapatarak bölgede askeri manevralar yapmaktadır. Bir Kadın Tebriz'de Recm Edilme Tehlikesiyle Karşı Karşıya Sakine Mohammadi (Aştiyani) adlı Azerbaycanlı kadın, Tebriz şehrinde recm (taşlanarak öldürülme) cezasına çarptırılmıştır. O, dört yıldan beri "zina" suçlamasıyla Tebriz Hapishanesi' Avukat Muhammed Mustafavi'nin Azerbaycan Cumhuriyetinden yayın yapan "Azadlıq" radyosuyla yaptığı röportajda verdiği bilgilere göre "Aştiyani, daha önce aynı suçlamayla 100 kırbaç cezasına çarptırılmıştır. Ancak bu cezanın uygulanmasından sonra eşinin bilinmeyen bir şekilde öldürülmesi üzerine tekrar yargılanmıştır. O mahkemede, başka erkeklerle ilişki kurarak zina yaptığını 'itiraf etmeye' zorlanmıştır, ancak kendisi mahkeme önünde bu itirafını defalarca tekzip etmiş ve bunu söylemeye mecbur edildiğini açıklamıştır. Davaya beş hakimden oluşan bir heyet bakmış ve hakimlerden ikisi beraat, üçü ise recm cezası verilmesine karar vermiştir." Avukat, hakimlerden ikisinin beraat kararı vermesini, daha önce 100 kırbaç cezası uygulanmasını ve diğer faktörleri göz önünde tutarak karara itiraz etmiş ve temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Bu yılın Haziran ayında İran'da recm ve el kesme gibi cezalara son verilmesi gündeme gelmiş, ancak bu maddeler anayasadan kaldırılmamıştı.
گزارش ماهانه انجمن دفاع از زندانیان سیاسی آذربایجانی در ایران (آداپ) - ژوئیه ۲۰۰۹ نقض سازمان یافته حقوق بشر در مورد آذربایجانیها در ایران در ماه ژوئیه ۲۰۰۹ همچون ماههای گذشته ادامه داشت و فعالین مدنی آذربایجانی همچون ماههای گذشته مورد بازداشتهای خود سرانه، شکنجه و آزار و اذیت قرار گرفته و از حق داشتن وکیل در دوران بازداشت و ملاقات با خانواده محروم بودند. روزنامه نگار و فعال حقوق بشر آذربایجانی برای طی کردن هشت سال محکومیت روانه زندان اوین شد سعید متین پور روزنامه نگار و فعال حقوق بشر آذربایجانی پس از احضار به شعبه ۱۵ دادگاه انقلاب تهران در ٢٠ تیرماه (۱۱ ژوئيه ۲۰۰۹) بازداشت و برای طی کردن دوران هشت ساله محکومیت روانه زندان اوین شد. سعید متین پور چهارم خرداد ۱۳۸۶ در زنجان بازداشت و پس از تحمل ۲۷۸ روز بازداشت موقت در سلول انفرادی٬ در هشتم اسفند ۸۷ به قید وثیقه ۵۰۰ میلیون تومانی از زندان اوین آزاد شده بود. وی پس از آزادی از زندان از بیماریهای متعددی حاصل از فشارهای دوران بازداشت از جمله سرگیجه طولانی، کمر درد و ناراحتی های گوارشی رنج میبرد. براساس گزارشات موثق مأموران اطلاعات جهت گرفتن اعتراف مقابل دوربین او را شکنجه میکردند.وی در این مدت امکان دسترسی به وکیل مدافع نداشت و خانواده اش نیز از او بی خبر بودند. مامورین امنیتی همچنین جهت افزودن فشار بر وی برادرش علیرضا متین پور را هم در تاریخ ۲۸ آگوست ۲۰۰۸ دستگیر و زندانی کردند. این روزنامه نگار آذربایجانی روز ۲۰ خرداد ۸۷ طی جلسه ای غیر علنی در شعبه ۱۵ دادگاه انقلاب تهران به ریاست قاضی صلواتی محاکمه و به اتهام ارتباط با بیگانگان به هفت سال حبس و به اتهام تبلیغ علیه نظام به یك سال حبس و در مجموع به هشت سال حبس تعزیری محكوم گردیده بود. دادگاه تجدید نظر استان تهران نیز آذر ماه ۸۷ حکم هشت سال زندان این فعال حقوق بشر آذربایجانی را تایید کرد. متين پور فارغ التحصيل رشته فلسفه از دانشگاه تهران و عضو هیات تحریریه هفته نامه های یارپاق و موج بیداری و وبلاگ نویس و فعالی حقوق بشر آذربایجانی است که به خاطر سفر به ترکیه با این اتهامات روبرو شده است.. پیشتر سازمان عفو بین الملل، سازمان گزارسگران بدون مرز، فرانت لاین و انجمن دفاع از روزنامه نگاران طی بیانیه های جداگانه سعید متین پور را زندانی عقیده شناخته و خواهان آزادی بی قید و شرط وی شده اند. فعالین دانشجویی آذربایجان برای اجرای حکم به زندان تبریز منتقل شدند فراز زهتاب، آیدین خواجه ای و احسان نجفی نسب سه تن از فعالین دانشجویی آذربایجان که از سوی دادگاه انقلاب تبریز به تحمل یکسال حبس تعزیری و دو سال حبس تعلیقی محکوم شده بودند در روزهای چهارشنبه و پنجشنبه ۱۷ و۱۸ تیر ۸۸ (۸ و ۹ ژوئيه ۲۰۰۹) بازداشت و جهت اجرای حکم به زندان تبریز منتقل شدند. گفتنی است شعبه یک دادگاه انقلاب تبریز به ریاست قاضی حملبر پیش از این طی حکمی در ۲۰ بهمن ۸۷ (۹ فوریه۲۰۰۹) با استناد به مدیرت وبلاگی به نام آذوح؛ سجاد رادمهر، فراز زهتاب، آیدین خواجهای، امیر مردانی و احسان نجفینسب از دانشجویان دانشگاه تبریز و مجید ماکوئی دانشجوی کشتی سازی، دانشگاه مالک اشتر اصفهان را هر کدام، به تحمل یک سال حبس تعزیری و دو سال حبس تعلیقی محکوم نموده بود که دادگاه تجدیدنظر در اردیبهشت ۸۸ حکم اولیه را تایید نمود. اتهام این افراد مشارکت در تشکیل و اداره گروه جهت بر هم زدن امنیت کشور و تبلیغ علیه نظام عنوان شده است. این افراد در تابستان گذشته توسط ماموران اداره اطلاعات تبریز بازداشت و پس از نزدیک به سه ماه بازداشت موقت توام با شکنجه به قید وثیقه آزاد شده بودند. بازداشت فعالین مدنی آذربایجانی جعفر آقا محمدی فعال دانشجویی آذربایجانی در مشگین شهر (خیاو)، روز سه شنبه ٣۰ تير ۱٣٨٨ (۲۱ ژوئيه۲۰۰۹) حوالی ساعت ۱ بامداد، در منزل دانشجویی خود توسط ماموران امنیتی دستگیر شده و تا کنون اجازه برقراری هیچ گونه تماسی با خانواده و نزدیکان اش را نداشته است. نیروهای امنیتی هنگام بازداشت ضمن تفتیش خانه، کتابها، دفتر یادداشت و دیگر اشیای شخصی وی را نیز با خود برده اند. منابع محلی احتمال می دهند بازداشت این فعال آذربایجانی نیز مرتبط با دستگیریهای هفته های اخیر در مشگین شهر باشد که در پی پخش گسترده اعلامیه هایی در رابطه با حقوق مدنی و زبانی و محکومیت فیلم جک گویی انتشار یافته از سید محمد خاتمی، رئیس جمهور سابق در خصوص آذربایجانیها صورت گرفته بود. حسن عبداللهی (امید اوغلو) نویسنده و معلم زبان ترکی در تبریز که روز ۲۲ تير ٨٨ (۱۳ ژوئيه ۲۰۰۹) در منزل خود از سوی نیروهای امنیتی بازداشت شده بود، از بازداشتگاه اداره اطلاعات به بند ویژه زندان مرکزی تبریز انتقال یافته است. با اینحال به گفته نزدیکان این فعال فرهنگی تاکنون از علت بازداشت او اطلاعی در دست نیست. نیروهای امنیتی هنگام بازداشت نامبرده ضمن تفتیش خانه، کتابها و برخی نوشتجات وی را نیز با خود برده اند. آزادی از زندان بهنام شیخی و محمود اجاقلو از فعالان مدنی آذربایجانی در اسلامشهر تهران که ۱۹ خرداد ۱٣٨٨( ۹ ژوئن ۲۰۰۹)دستگیر و به بند ۲۰۹ زندان اوین منتقل گشته بوند پس از تحمل به ترتیب ۵۵ و ۶۳ روز بازداشت موقت به قید وثیقه ۵۰ میلیون تومانی از زندان اوین آزاد شدند. آنها تقریبا تمام مدت بازداشت را در انفرادی بند ۲۰۹ اوین تحت فشارهای جسمی و روحی قرار داشته اند. بطوریکه بهنام شیخی در اثر اعتصاب غذای ۱۵ روزه در اعتراض به برخورد خشونت آمیز و بازداشت اش دچار ناراحتی کلیوی شده و مدت ۲ روز در بیمارستان بستری بوده است. بازداشت این افراد در رابطه با دیوار نویسی و نوشتن شعاری با مضمون "خواسته آذربایجانیها: اجرای اصل ۱۵{ yok yorum } { yorum yaz } { Bağlantı }
|